Çevre, en genel tanımıyla, insanın içinde yaşadığı ve sürekli olarak yararlandığı tüm doğal varlıklar ile meydana getirdiği kültür ve tarihin birbiriyle etkileşim içinde bulunduğu bir sistemler bütünüdür. İnsan var olduğundan bu yana hem çevresindeki olaylardan etkilenmiş, hem de etkilemiştir. Doğal denge gittikçe bozulmaktadır (1). Son yıllarda dünyada olan iklim değişiklikleri, sıcaklıkların artması, buzulların erimesi, fırtınalar ve doğal bitki örtüsün değişim göstermesi uluslararası alanda birçok ülkenin beraber hareket etmesini sağlamış, çevreyi tehdit eden bu tarz durumlar uluslararası sorun olarak sayılmaktan çok, küresel sorunlar olarak kabul edilmiştir (2). Çevre sorunları artık yalnızca ülkelerin sorunu değil, bu yaşlı gezegende yaşayan ve 6.7 milyarı aşan tüm insanlığın ortak sorunudur. Çevre ile ilgili bu sorunların bazıları ozon tabakasının korunması, okyanusların korunması, hava kirliliği ve iklim değişikliği gibi sorunları içermektedir. Yaşlı gezegenimizi yaşanabilir bir hale getirmenin yolu, çevre sorunlarına karşı kalıcı çözümler bulmaktır (3).
İnsan-çevre ilişkisi dinamik ve iki yönlü bir süreçtir. Kadın, "tıpkı erkek gibi", yaşamı, içinde bulunduğu üretim süreci, barınma, beslenme, ailesine bakmak gibi kişisel ihtiyaçları nedeni ile doğa ile iç içedir. Ancak çevre, kişiyi kadın ya da erkek olmasına göre farklı yönlerde ve boyutlarda etkilemektedir. Toplumda, çok fazla rolleri olan kadınların, çevre koşullarına bağlı olarak gelişebilecek sağlık sorunları gün geçtikçe artmaktadır. Çevresel koşulların değişmesi ile bu sorunlarda da değişiklikler görülmektedir. Ekonomik koşulların olumsuzluğu ve sağlıksız kentleşmenin en çok yoksulları ve kadınları etkileyeceği düşünülmektedir. Bu durum, temiz içme suyunun bulunmaması, evde ve toplumda yetersiz sanitasyon, kömür ve diğer yakıtlarla yemek pişirme ve ısınmaya bağlı olarak ev içi hava kirliliği gibi tehlikelerin, zamanının %80-90'ının evde geçiren kadınların yaşamını ve sağlığını daha da fazla etkileyebilmektedir (4).
İnsanın ana rahmindeki yaşamı rahat ve güvenli gibi görünebilir. Ancak, burada bile sorunlar her zaman görülür. Şöyle ki her şeyini ana rahminden temin eden yeni insan (cenin), annenin beslenme biçiminden başlayıp annenin, psikolojik yapısından bile etkilenir. Anne yeterli ve düzenli beslenmiyorsa veya anne sinirli ve gergin ise bu anne rahmindeki çocuğun biyolojik, bilişsel, psikolojik ve kültürel yapısı ve davranışlarını doğrudan etki edebilmektedir. Bu nedenle anne hamile iken sinirlenmemesi, sigara, alkol gibi alışkanlıklarından vazgeçmesi, sakin bir yaşam sürmesi, çocuğun yeteneklerinin gelişmesi için müzik dinlemesi ve düzgün konuşması istenir. Çünkü çocuğun ilk çevresel ortamı anne rahmidir. Annenin yaşayacağı en küçük olumsuzluk, çocuğun biyolojik, kültürel, bilişsel ve psikolojik yapısı ve gelişimini etkileyecektir(5).
Toplumda bazı hastalıklar, kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülmektedir. Sıklık artışının yanı sıra, hastalıktan etkilenme boyutu da erkeklere göre daha farklı olmaktadır. Toplumdaki sosyal baskılar nedeniyle hastalıklarını gizlemekte ve sağlık hizmetlerinden yararlanamamaktadırlar. Yoksul ailelerde tedavide öncelik erkeklere ve erkek çocuklara verilmektedir. Kadın, bu tür hastalıklar sonucu fiziksel güç kaybı nedeniyle, temiz su ve gıda temin edebilmekte zorluk çekmekte ve bunun sonucu kadında beslenme bozukluğu ve sağlığının giderek kötüleşmesi söz konusu olmaktadır (4).
İnsan, beden, ruh, zihinsel ve sosyal yapısıyla gerçek anlamda insandır. Bunlardan birinde görülecek bir aksaklık insanı sağlıklı ve tam olarak nitelendirilebilmesinde sıkıntı yaratır. İnsan bedensel, ruhsal ve sosyal özellik ve kapasitelerini tam olarak yansıtabildiği, yapabildiği, gösterebildiği, davranabildiği ölçüde kendisini ifade edebilir ve sağlıklıdır. Bu özellikleri görebildiğimiz insanları anlayabilir, anlatabilir ve sağlıklı iletişim kurabiliriz. İnsan çevresi bedensel, ruhsal ve sosyal yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Çevre ne kadar iyi ve uyumlu ise bedensel yapı başta olmak üzere ruhsal ve sosyal yapı da o oranda sağlıklı ve iyi olur. Bu nedenle çevrenin zararlı etkileri, bedende bir takım rahatsızlıklar oluşturarak, aynı zamanda ruhsal yapıya, aynı şekilde ruhsal yapı da ortaya çıkan bir rahatsızlık, bedene de zarar verecektir. Bu nedenle olumsuz çevre etmenlerinin meydana getirdiği rahatsızlık ruh sağlığına da zarar verebilmektedir. Yaşanılan yerin hava, su, toprak, gürültü ve görüntü kirliliğinden tutanda, insanlar arasındaki iletişim bozukluklarına kadar her türlü olumsuz çevre koşulları insanın biyolojik, ruhsal, bilişsel ve sosyal yapılarını olumsuz etkiler. Bunların her birinin ayrı ayrı etkilerini açıklamak çok uzun olacaktır. İşyeri, yaşama ve dinlenme alanlarında beden ve ruh sağlığını olumsuz etkileyen, çalışanlarda verim düşüklüğüne neden olan birçok çevresel etmen vardır. Yaşanılan yerin her türlü çevre koşulları, özellikle işyeri koşuları sağlık açısından çok önemlidir. İşyerindeki olumsuz koşular beden, ruh ve bilişsel yapılar üzerine yıpratıcı ve bozucu etkiler yarar. Örneğin iş yeri stresi kalp krizi, riskini önemli ölçüde yükseltir (5).
Sonuç
İnsanın ömür uzunluğu, sağlığı, dinçliği, zekâ düzeyi, vücut ağırlığı, boy uzunluğu, ruhsal yapısı gibi tüm özellik ve karakterlerinin ortaya çıkışından, iki temel öğe olan genetik yapı ve çevre doğrudan sorumludur. Bu iki temel öğe birbiriyle ne kadar uyumlu ve etkileşimli ise insanında her türlü e özelliği de o derece sağlıklı ve yaşam kalitesini etkileyici olur. Kadınların annelik rolleri de dikkate alındığında kadın sağlığının iyi olması çocukların ve aslında tüm ailenin sağlığını etkilemesi bakımından önemlidir.
KAYNAKLAR
1. Kocakurt Ö; Güven S. (2005). Çevre, Aile ve Çocuk, Eğitim ve Bilim Cilt 30 Say ı 135.
2. Yücel M; Ekmekçiler Ü. (2008). Çevre Dostu Ürün Kavramına Bütünsel Yaklaşım; Temiz Üretim Sistemi, Eko-Etiket, Yeşil Pazarlama, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, C.7 S.26.
3. Baykal H; Baykal T (2008). Küreselleşen Dünya’da Çevre Sorunları, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 5, Sayı: 9.
4. Kılıç M; Arslanyılmaz M. (2005). Savaş ve Çatışma Ortamında Kadın Sağlığı, Sted, cilt 24 sayı 6, 237-244.
5. Akın Galip (2014), İnsan Sağlığı Ve Çevre Etkileşimi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 54, 1 - 105-116.
webtasarım - 2024 © - ADÜ Bilgi İşlem Web Tasarım Grubu